Hamilelik her kadın için başka bir macera… Herkesin bu 10 ayda değişik maceraları vardır. Ben de yeni bir ülkede, yeni koşullarda bu süreci beklediğimden çok çok farklı geçiriyorum … 

Hem uzaktaki arkadaşlarımın sorularına cevap olması, hem Almanya’daki sistem hakkında bilgi vermek, hem de biraz dertleşmek adına bu yazıyı yazıyorum…

Hamileliğimi ne zaman farkettim?

Çok garip gelecek ama bebeğimin oluştuğu ilk gün. Herkesin imkansız dediği, anlaşılması mümkün değildir denilen ilk günden itibaren ben hamileliğimi farkettim. Tabi ilk günlerde ben hamileyim diyemedim, ama bana birşeyler olduğunun, her zamankinden farklı olduğumun farkındaydım. Hatta eşim birkaç kere “belki de hamilesin” diye şaka yaptı. Ama planlanmamış bir gebelikti ve teorik/takvimsel olarak imkansızdı. Bu nedenle de hiç ihtimal vermedik ve kendi kendimizle dalga geçtik. Uzun süre bu durum doktorların da kafasını karıştırdı zaten ( e benim herhangi bir şeyimin normal olması beklenmezdi zaten. )

Farkettim ama dediğim gibi o sıralar imkansız olduğu için çok önemsemedim, yaz mevsimiydi, havalar sıcaktı, grill partylere katılıyordum, hatta bir iki kez alkol aldığım da oldu. Bir de yeni bir iş arıyordum ve yerleşeceğimiz yeni şehri arama sürecindeydik, sürekli yolculuk yapıyorduk, buna kafa yoracak zamanım yoktu. Ama 20. gün gibi (yani testlerin önerilen zamanından çok önce) dolaptan bir bira çıkarmak üzereyken “acaba?” dedim, bir test yaptım. Çok silik bir şekilde pozitif çıktı. Kızkardeşime gönderdim, “ee, sen hamilesin” dedi. “Yok canım, imkansız” dedim. “E, ama öyle” dedi. 2 gün sabredip bir daha test yaptım, yine çok silik pozitifti. En azından biraz daha belirginleşmesini bekliyordum.

Neyse aradan 2 gün daha geçti ben hala inanamadığımdan bu sefer piyasadaki en hassas testi aldım, bu sefer de pozitif çıkınca “tamam ya, ben hamileymişim” dedim. 

Tam o günlerde de Türkiyeye bir yolculuk yapmayı planlamıştım. Türkiye’ye gelmişken bir kan testi yaptırdım, b-hcg yüksekti. Sonra bari gelmişken bir de memleketimin doktoruna görüneyim dedim, o da sadece 3-4 haftalık hamilesin dedi( normal adet gününüz geldiği zaman 4 haftalık hamile oluyorsunuz, çok saçma ama öyle 🤷‍♀️) başka da birşey öğrenemedim, zaten çok küçüktü, gerisin geriye kafamda düşüncelerle döndüm … 

Sonra ne oldu? 

Macera bundan sonra başladı… Sistemini bilmediğim bir ülkede üstelik yeni hayat planları yaparken sürpriz bir misafir bekliyorduk, kafam çorba gibiydi, nereden başlayacağımı bilmiyordum. Eşim doğru dürüst doktora bile gitmeyen biriydi, sağlık sistemi hakkında pek bilgisi olduğu söylenemez, tanıdık birilerine sorup bilgi almak için de çok erkendi. Ben de bulunduğum şehrin anneler grubuna yazdım. “Bu şehirde ve ülkede yeniyim, hamileyim, ne yapmalıyım? “

Interneti ve sosyal medyayı bu yüzden seviyorum. Doğru kullanımla her türlü bilgiye çok kısa zamanda ulaşabiliyorsun. İyi ki bu soruyu sormuşum, bilmediğim bir şey öğrendim. Bir ebe bulmam gerektiğini. Ve tabi bir de kadın doğum uzmanı. Birkaç isim tavsiyesi aldım. 

Tamamdı, şimdi arayıp doktordan randevu alacaktım. Sandığımdan kolaydı, ya da ben öyle düşünüyordum. Önce yakınlarımdaki bir hastaneyi aradım, aylardan Hazirandı. Ekime randevu veriyoruz dediler, dedim herhalde hastane diye yoğundur, başka bir yer arayayım, iki, üç, beş, on, onbeşincide bu şehirde doktor bulamayacağım sanırım diyerek, kayınvalidemin yaşadığı köydeki doktordan bir hafta sonraya randevu aldım. 

Mutterpass neydi? 

Köydeki doktor 60’lı yıllarda muayenehaneyi açmış, o günden beri işine devam ediyormuş gibi yaşlıca bir kadın doğum uzmanıydı. Muayene yöntemi tamamen bir önceki yüzyıldan kalmaydı. Sonra bana can alıcıyı soruyu sordu? Mutterpass’ı burada mı almak istiyorsunuz? Almanya’ya geldiğimden beri yaptığım şeyi yaptım, anlamadığım şey olunca hı hı demek, ve hı hı dedim. Dışarda evet yanıtımı duyan eşim “ah, scheiße” demiş. (Türkçe’de s.çtık gibi birşey oluyor) Mutterpass’in ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Başıma neler gelecek diye merak etmeye başladım. Aslında eşim de ne olduğunu bilmiyordu ama en azından o muayenehaneye bir daha gitmemizi gerektiren birşey olduğunu düşünüyordu. 

Mutterpass( Anne pasaportu) Almanya’da hamile kadınlara verilen pasaport benzeri bir kitapçık. Hamileliğinizin bütün takibi, randevularınız,ebe takibiniz, kilonuz, test sonuçlarınız buna yazılıyor. Bir başka doktora gittiğiniz zaman( gidebilmeyi başarırsanız, ona da geleceğim) diğer doktor bu bilgileri kolaylıkla görüyor. 

Normalde Almanya’da hasta gizliliği var, öyle Türkiyedeki gibi bütün bilgilerinize tek tuşla ulaşılmıyor. Bir başkası sizin imzalı belgeniz olmadıkça labaratuar sonuçlarınızı vs alamıyor, bilgileriniz başka bir doktorla bile izinsiz paylaşılamıyor, bu nedenle durumunuzun görülmesi için bu kitapçığı sürekli yanınızda taşımanız lazım. 

Mutterpass’i burada mı alacaksın demek, tüm tahlillerin ve takibin burada yapılacak demekmiş. Dolayısıyla kanımı aldılar. Doktor 10 Şubat gibi doğum yapacağımı söyledi. 

Tüm işlemlerden sonra, ben koşarak klinikten çıktım, daha genç ve çağa daha ayak uydurmuş bir doktor bulacağımı umarak oradan ayrıldım. Mutterpass’ım ne olacaktı hiç bilmiyordum. 

İş durumu ne oldu?

Almanya’ya geldikten sonra hayatıma doktor olarak devam edip etmemekte kararsız kalmıştım. Açıkçası çok istediğim birşey değildi. Başka işler düşündüm, denedim de… Ama bir yandan da başka bir işte başarılı olamazsam tekrar mesleğe dönerim diyerek denkliğimi almaya karar vermiştim( Türk diplomaları Almanyada geçerli değil)  

Eşimin yazdığı muhteşem CV’ler, başarılı özgeçmişim, hatrı sayılır derecede iyi Almancam sayesinde pek çok yerden görüşme teklifi aldım. O sıralar hemen her gün başka bir şehirdeydim. En sonunda kararı yaşamımıza renk katacağı düşüncesiyle kuzeyde deniz kenarı bir kasabada kıldık. 

Almanya’da doğum oranını artırmak için anneler çok destekleniyor. Doğum iznine ayrıldıktan sonra 12 ay boyunca maaşınızın %60’ı ödeniyor. Bu ücretli izni dilerseniz 2 yıla da çıkarabiliyorsunuz. Hamilelik boyunca haklarınız korunuyor, firmanız sizi deneme sürecinde bile olsanız işten çıkaramıyor. En ufak bir rahatsızlığınızda rapor isterseniz veriliyor. Doğum sonrası çocuk için belli bir miktar çocuk parası veriliyor. Eğer hiç çalışmamış bile olsanız size ebeveyn yardımı yapılıyor.

Ben de sevimli ve ekibi iyi bir hastaneden maaşı da oldukça iyi bir kontrat almıştım. Analık fedakarlıktır diyerek teklifi kabul ettim işe başladım.

İş arkadaşlarım, hocalar falan çok iyiydi, ama nedense gebelik psikolojisi, yeni şehir, ev özlemi, hastane kaosu derken her ne kadar #analıque da olsa en azından bu süreçte yapamayacağımı anladım ve hocaya gittim “kusura bakmayın, ben yapamayacağım” dedim. Hoca anlayışlıydı, “madem öyle karar verdin, tamam, tabii” dedi. Biraz daha sohbet ettik, “e peki şimdi napacaksın”dedi?

Ben de “valla zaten hamileyim, evime dönüp çocuğumu büyütürüm” dedim. 

O an hocanın yaşadığı şok hala gözlerimin önünde.. 

Almanya’da iş görüşmesinde kadınlara çocuk düşünüyor musun? Hamile misin? Yakın zamanda planın var mı gibi sorular sormak yasak. Eğer soran olursa, bu soruya cevap vermeme hakkım var diyebiliyorsunuz. Bir kadını hamile olduğu için veya anne olduğu işe almamak diskriminasyon olarak adlandırılıyor ve yasal yaptırımları var. İşe girdikten sonra hamile olduğunuz ortaya çıkınca kontrat iptali veya sen bize söylemedin, yalan söyledin gibi durumlar ortaya çıkmıyor. Her hakkınız saklı. 

Hocanın şokunun neye olduğunu bugün hala anlamış değilim. Hamile olduğum halde beni işe almış olmasına mı, yoksa bu durumun özel hayatıma ait bir bilgi olmasına rağmen onunla küt diye paylaşmama mı bilmiyorum. Bana onlarca kez tebrikten sonra tek dediği “bunu benimle paylaşmak zorunda değildin, İK ile de paylaşma aramızda kalsın” oldu. 

Yeni şehir, yeni doktor

Yeni şehrimde 2 hafta kaldım. Daha uzun kalacağımı düşündüğümden gelmeden şehrin en iyisi olduğunu umduğum doktora randevumu almıştım. Bu seferki klinik çağa uygun dekore edilmişti. Tamam dedim, bu sefer iyisini buldum. Muayene zamanı geldiğinde sorunun doktorda değil sistemde olduğunu anladım. Almanya’da kadın doğumcular modern tıbbın geliştiği günkü uygulamalar neyse onları yapıyorlardı. Gençmiş, yaşlıymış farketmiyordu. 

Neyse doktor bana Mutterpass’ı sordu. Şehirden ayrıldığım için Mutterpass’ımı alamamıştım, orada da kalamayacaktım, Mutterpass’ım yok dedim. “Bir Mutterpass’a ihtiyacın var, biliyorsun değil mi?” dedi. “Lanet olsun o Mutterpass’a” dedim içimden. Ama “siz verin bari, alayım” dedim. 

Böylece aynı tahliller ve işlemler bir kere daha yapıldı. 

Bu arada Türkiye’de annelere verilen boy boy USG resimlerinden doktorum lütfedip ister misin diye sordu? Ben de lütfen, dedim, sağolsun, 1 tane verdi. 

5 gün de sadece o Mutterpass için bekleyip aldıktan sonra memlekete doğru yola çıktım. Mini ile sahil kasabası maceramız başlamadan sona ermişti. (Not: Zaten kuzeyin havasını da hiç beğenmemiştim…)


Translate »