Son yıllarda Türkiye’deki yaşam şartlarının ağırlaşması nedeniyle herkes gibi doktorlar da yurtdışına göçmenin yollarını arar oldular. Sağlık hizmetlerindeki son yıllardaki negatif değişim maalesef hem bedensel hem psikolojik olarak tüm sağlık çalışanlarını yıprattı. Hele de son zamanlarda olay iyice kısır döngüye girmiş durumda. Hastanelerdeki aşırı yük bir kısım doktorun özel hastanelere geçmesi ya da göç etmesi nedeniyle artarken, kalanlar da üzerlerindeki baskıdan kurtulmak için yine aynı yolları deneme sürecine girdiler. Bu süreç nedeniyle maalesef Türk sağlık sektöründe onarılmayacak yaralar açılmakta.

Her mühendis, işçi, sporcu veya aşçı gibi hekimlerin de diledikleri yerde, diledikleri koşullarda yaşama hakkı var. Maalesef bazı meslekler diğer meslek gruplarına göre yurtdışında yaşama şansını daha zor elde edebiliyor,örneğin hukukçular, öğretmenler veya hekimler…. Tabii ki hiçbiri için imkansız değil ama denklik süreci maalesef yıpratıcı olabiliyor.

Yurtdışına gitmek isteyen hekimlerin tercih ettikleri ülkeler arasında Almanya, İngiltere ve ABD geliyor. Bu seçimlerin başlıca nedenleri bu ülkelerin hekim ihtiyacı olması, sistemin bilindik olması ve izlenecek yolun az çok açık olmasından kaynaklanıyor. Bunlar dışında dünyanın çeşitli ülkelerinde hekimliğini kabul ettiren arkadaşlarımız var.

Son yıllarda Trump politikası göçmenleri ABD’den uzaklaştırırken, İngiltere’nin hekim açısından belli bir doygunluğa ulaşması çoğu hekimi Almanca bilmemesine rağmen Almanya’ya yöneltti. Hem Türkiye’ye konum olarak yakınlığı, hem kültürünü bildiğimiz bir ülke olması hem de diğer ülkelere göre denkliğin kolay olması Almanya seçiminin en önemli sebeplerinden.

Süreç işin içine girmeden çok zor gibi görünse de aslında izlenilmesi gereken aşamalar belli. Bu süreçte size destek olan firmalar da var, bu firmalar birkaç türlü çalışıyor.

İlki genellikle Türk firmalar veya şahıslar; Bu kişiler sizden belli bir ücret talep ediyorlar(bazıları 10000 Euro civarında) Size toplamanız gereken evraklar konusunda bilgi veriyorlar, CV vs gibi çevirilerde, iş başvurularında destek sağlıyorlar, aslında ücreti rehberlik hizmetinize veriyorsunuz, iş bulma konusunda ise bir garanti vermiyorlar. Bu tip bir desteği aslında kimseye önermesem de konu hakkında hiçbir fikri olmayan ve çok parası olanlara önerilebilecek bir seçenek olur. Herhangi bir firmayla iş yapmadan önce kontratı tüm ayrıntılarıyla okumanızı ve firmanın güvenilirliğinden emin olmanızı özellikle öneririm, bu yolda parası giden ve dolandırılan çok fazla sayıda insan da var.

İkinci tip firmalar size dil kursu, tıp dil kursu, ev, iş bulma, CV hazırlama vs gibi konularda destek oluyorlar, herhangi bir ücret talep etmiyorlar çünkü size iş buldukları zaman komisyonu çalışacağınız hastaneden alıyorlar. Fakat bu gruptaki firmalar daha çok işe yerleştirmeye yakın aşamadaki hekimlere ve AB mezunu hekimlere hizmet veriyorlar.

Üçüncü tip firmalar ise siz dil sertifikaları veya denkliği tamamladıktan sonra size iş bulma konusunda yardımcı oluyorlar. Bu aşamaya geldiğinizde zaten kendi kendinize iş bulacak derecede Almanca öğrenmiş ve sisteme hakim olmuş oluyorsunuz.

Yani kısaca özetlemem gerekirse aslında yana yakıla bir firma bulmaya veya desteğe ihtiyacınız yok, hatta firmalar özgürlüğünüzü kısıtlayıcı olabilirler. Yapmanız gerekenler zaten belli, takıldığınız aşamalarda size destek olacak çokça facebook, whatsapp grubu vs var, onlara üye olup bol bol okuyarak gerekli bilgiyi elde edebilirsiniz. Veya çok daha kolayı bu yazıyı baştan sona okuyup, sindirip, tüm aşamaları kolaylıkla öğrenebilirsiniz.

Aslında daha önce bir başka bloga kaba hatlarıyla aşamaları anlatan bir yazı yazmıştım, ondan sonra o kadar çok soru aldım ki artık yetişemeyeceğimi düşündüğümden bu ayrıntılı yazıyı yazmaya karar verdim. Yalnız bu yazıyı okuyan her hekim arkadaşıma tavsiyem özellikle Almanya gibi herkesin her işini kendisi yaptığı bir ülkeye gelmeye karar verdiyseniz, ayaklarınızın üstünde durmayı da öğrenmeniz gerekir. Bana gelen sorular arasında bazen çok kişisel sorular bazen de daha ilk aşama olan dil öğrenme ile ilgili sorular da oluyor. Olayı abartıp “erkek arkadaşım doktor, o gelince ben orada ne yapabilirim” gibi konuyla alakasız mesajlar dahi alıyorum. Almanya’da mutlu olur muyum gibi bir sorunun cevabını benim size veremeyeceğim gibi, dil öğrenmek için ne yapmam gerekir sorusunun cevabını da tıp fakültesi bitirmiş bir insan kendisi bulabilmeli. Kendinize Türkiye’de dahi bir dil kursu bulacak kapasitede değil ve her işinizi başka birine yaslanarak oturduğunuz yerden yapma niyetinde iseniz maalesef Almanya sizin için yanlış bir seçim olacaktır.

Bugüne kadar meslektaşlarımın durumunu gözönünde bulundurarak tamamen karşılıksız ve beklentisiz bir şekilde vaktimden ödün vererek bu yazıları yazdım ve mesajları cevapladım. Üzülerek belirtmek isterim ki bugüne kadar yaklaşık 100’den fazla kişinin mesajlarını uzun uzun cevaplamama rağmen aldığım teşekkür sayısı da kısıtlıdır. Birinin size ayırdığı zamana ve emeğe de saygı gösterecek kadar vaktiniz ve çabanız yoksa bu kültürde barınabilmeniz zaten çok zor olacaktır.

Her neyse ben yine de özünde hala saygılı ve konfor alanının dışına çıkmaya niyetli meslektaşlarım için gerekenleri sırasıyla aşağıda anlatıyorum.

Yazımın başında yazı içinde geçmesi muhtemel kelimelerin açıklamalarını da veriyorum:

Approbation(Denklik): Almanya’da çoğu bölümde bir üniversite bitirdiğiniz zaman size direk bir diploma vermiyorlar, bazen sınav, bazen staj sonrası Approbationsurkunde denilen bizdeki diplomaya eşit bu belgeyi veriyorlar. Bu nedenle Türk diplomalarının da Almanya’da geçerliliği yok, geçerliliği olması için iki yol izlemek gerekiyor.

1)Kenntnisprüfung: Bu bir sınav, denkliği almanın en garanti yolu. Genelde Türkiye’de uzman değilseniz, dersleriniz Almanya’da eksik çıkıyor, bu nedenle sizi sınava yönlendiriyorlar, risk almak istemeyenler için en kesin çözüm bu sınava girmek. Sınavın çok zor olmadığı, özellikle bilgileri taze bir hekimin 2-3 ay çalışmayla başarabileceği söyleniyor.

2) Gutachten yolu; Gutachter Almanca’da bilir kişi demek, bir doktor sizin Türkiye’deki eğitiminizi inceliyor, eğer eşit bulursa o zaman direk denkliğinizi alabiliyorsunuz. Bu süreç ortalama 2-3 ay sürüyor. Bunun için üniversite ve uzmanlık hayatınıza ait pek çok belge toplamanız ve bunları çevirtmeniz gerekiyor. Bu da toplamda 1500-3500 euro arası bir fiyata denk geliyor. Sonuç olumlu ya da olumsuz olsa da bu parayı ödemek zorundasınız. Bu nedenle karar sizin. (Ben bu yolla denkliğimi aldım)

FSP Medizin C1: B2-C1 dil sınavını verdikten sonra bir de bu sınavı vermeniz gerekiyor. Bu sınav sizin Almanca tıp dilini yeterli konuştuğunuzu gösteriyor. Ya başvurduğunuz Bundesland’ın yaptığı sınava, ya da sadece bazı Bundesland’larda geçerli TELC sınavına girebilirsiniz.

Bundesland: Almanya bölgelere ayrılmış durumda, ve her bölgenin kendine ait kuralları olabiliyor. Mesela Frankfurt Hessen’e, Münih Bayern’e, Dresden Sachsen’e bağlı. O yüzden başvuracağınız şehrin Bundesland kurallarını dikkatini almanız gerekiyor. Örneğin biri evraklarınızı İngilizce kabul ederken birinde Almanca’ya çevirtmeniz gerekiyor, biri aşağıda anlattığım çalışma iznini hemen verirken biri FSP’den sonra veriyor vs.

Zusage: (iş taahhütü )Bir Bundesland’da denklik işlemlerinizi başlatabilmeniz için bir iş taahhütü almanız gerekiyor, yani bir hastane eğer bu kişi BE alabilirse ben bu kişiyi işe alacağım diye yazı veriyor, siz de bununla işlemleri başlatıyorsunuz.

BE: Berufserlaubnis: Çalışma izni;Denkliğinizi alana kadar size çalışma olanağı tanıyan izin. Aynı zamanda mavi karta başvurmanızı sağlayacak belge.

Mavi kart; Almanya’da kalifiye elemanların çalışabilmesi için gerekli çalışma izni.

Şimdi gelelim yapacaklarımıza;

Eğer bu işe hiç başlamadı iseniz, bu yazıda bahsedilenlerin çoğunu anlamamanız normal, bu işi kendiniz başaramayacağınızı düşünmeyin. Hepimiz ilk bu işe girdiğimizde aynıydık, ben de ilk başta aynısını düşünmüş, bir firmadan yardım almayı aklımdan geçirmiştim. Sonra daha tecrübeli benden birkaç adım önde olan arkadaşlar buna hiç gerek olmadığını yazıları bol bol okumamı söylediler ve gerçekten şu an bu yolda pek çok uzmanlık sorusunu cevaplayabilecek durumdayım. Aşamalarda ilerledikçe tecrübeler ve başkalarının tecrübeleri ile siz de aynı şekilde hissedeceksiniz.
Önerilerim Facebook’ta Almanya’da doktorluk, Assistentarzte aus der Türkei, Doctors going to Germany, Almanya-Türkiye doktorlar haberleşme grubu gibi gruplara üye olmanız ve yazılı bütün postları baştan sona okumanız. Ya da bulunduğunuz aşamaya göre özel aramalar yaparak sorularınızın cevaplarını bulabilirsiniz. Bunun dışında kendi mezun olduğunuz üniversitenin mutlaka bir yardımlaşma grubu vardır, onu araştırıp bulmanız üye olmanız fayda sağlar. Almancanız varsa diğer milletlerin de bulunduğu gruplara üye olabilirsiniz.

Peki nedir bu aşamalar;

1)Karar verme:

Başarmanın birinci şartı istemektir. Yazdığım blog yazılarından, instagramdan, beni takip edenlerden gördüğüm kadarıyla yurtdışında görev yapmak isteyen pek çok hekim/ adayı var.

Bu yolun sonunda size kimse mutluluğu garanti edemez, başaracağınızı da… Benim burada mutlu ve şartlarımdan memnun olmam sizin de aynısını yaşayacağınız anlamına gelmez. Sürecin A kişisinde 2 ayda tamamlanmış olması sizin sürecinizin 2 yıl sürmeyeceğini garantilemez vs..

Öncelikle Almanya gibi herkesin kendi işini kendi yaptığı, evinizi kendiniz boyadığınız, benzininizi kendiniz doldurduğunuz, cafede yediğiniz tabağı kendiniz kaldırdığınız self servis bir ülkeye gelmeye niyetli iseniz yukarıda da yazdığım gibi kendi ayaklarınızın üzerinde yardımsız durmaya hazır olmalısınız demektir. Bu nedenle araştıracaksınız, okuyacaksınız, haberleri, FB, whatsapp gruplarını bulup takip edeceksiniz. Kaç kişi ama ben FB kullanmıyorum yazdı bana, size bir bilgi kaynağı öneriliyor ve siz bu bilgiye ulaşmamak için bahaneler üretiyorsanız bu işi gerçekten istemiyorsunuz, bu durumda benim de kendi vaktinizi de boşa harcıyorsunuz demektir.

Hep söylüyorum, 60’ların işçi bekleyen Almanya’sına gelmiyorsunuz, kimse sizi her ne kadar büyük bir doktor açığı olsa da kollarını açmış beklemiyor, azmedecekseniz, isteyecekseniz, koşturacak, yorulacak, takılıp düşecek, bazen pes edecek ama gerçekten hayatınızı değiştirmek niyetindeyseniz vazgeçmeyeceksiniz. (Bu arada işin sonunda mutluluk var mı, Almanya’da gerçekten mutlu olacak mısınız, maalesef bunun garantisini size kimse veremez. Almanya’da ilk yaşayabileceğiniz zorlukları anlatan bir yazıyı da çok kısa zamanda yayınlayacağım.

Herşeyden önce belki bir hospitasyon (misafir doktorluk) ayarlayıp gelip bir ortamı koklamalı, hatta bir kaç kez farklı bölgelere geziler yapıp, en azından yaşamayı düşündüğünüz ülke hakkında bir fikir edinmelisiniz.

Bu kararı kesin vermeden atacağınız adım sizin için hem vakit hem de nakit kaybından başka bir şey olmaz.

2)Dil öğrenme:

Almanya’ya doktor olarak gelebilmenizin ilk ve en kesin şartı Almanca öğrenmek. Çok iyi İngilizce, Türkçe, Arapça veya herhangi bir dilin size sağladığı avantajlar olsa da geçerliliği yok.

Dil kursları A1.1 A1.2 diye başlıyor, A2.1-A2.2 diye C2.2’ye kadar devam ediyor. Denklik işlemleri için gereken dil seviyesi B2. Sıfırdan başlayan bir birey hiç ara vermeden intensiv kurslarla bu seviyeye ortalama 9 ayda gelebilir. (Hafta içi her gün 3-4 saat ders gördüğünüz bir kurs (20 saat/hafta)) Kişinin öğrenme ve dillere olan kabiliyeti, ders çalışma ve kursa ayırdığı zaman tabii ki bu süreci etkiler.

En sık sorulan sorulardan biri bu kursu nerede almalıyım sorusu olabilir. Maddi imkanlarınız yeterli ise tabii ki bu kursu Almanya’da alıyor olmanız hızlı ilerlemenizi sağlar. Yeme-içme-konaklama- kurs ortalama 1200-1500 euro/ay tutacaktır.

Burada karşılacağınız bir diğer sorun vize sorunu olabilir. 9 aylık dil vizesine başvurmanız gerekir. Bu vize için yaklaşık 8000 euro değerinde bir banka hesabı açmanız ve tüm masrafları bu süre içerisinde karşılayabilecek olmanız gerekmektedir.

Tüm bu yükün altına girmek istemezseniz pek tabii Almanca’yı bulunduğunuz ülkede de öğrenebilirsiniz. Türkiye’de şu an en popüler kurs Goethe. Kursun olmadığı iller için online dersleri de var. Bununla birlikte özel ders veren pek çok Almanca öğretmeni de var. Ben B2 sertifikası alana kadar toplamda sadece 2 ay kursa gittim. Geri kalan dönemlerde evde çalıştım. Yani dil öğrenmek için illa ki büyük bir bütçe ayırmanız da gerekmiyor. Pek çok applikasyon, YouTube videoları ve kitaplardan da belli bir aşamaya kadar gelebilir, ihtiyacınız olduğu dönemde kurs alabilirsiniz.. Denklik işlemleri için kabul gören iki sınav B2 Telc ve Goethe sınavlarıdır. Bu sınavlara da ister Türkiye, ister Almanya’da girebilirsiniz.

Almanya’da tüm sistem sağlık sigortaları üzerinde döndüğünden ve sürekli bu sigortalar için epikrizler yazmak zorunda olduğunuzdan özellikle Dahiliye, Nöroloji, Psikiyatri gibi bölümler için daha çok C1’e ihtiyaç duyulmakta. C1 sertifikası almak zor olsa da başvurular sırasında size fark da yaratır.

Sertifikanızı almadan yapacağınız başvurular bile çok ciddiye alınmayacağından hayal kırıklığı yaşamamanız adına bu aşamaya gelmeden çok fazla bir adım atmamanızı öneririm.

Minik bir ipucu: Hem Almancanızı geliştirmek, hem de iş başvurularında bir Almanya adresi olması açısından B2-C1 seviyeleri için Almanya’da bir kurs ayarlamaya çalışın.

3) Evrakları hazırlama

Sertifikayı alır almaz kendinize güzel ve eksiksiz bir CV doldurun. Tüm eğitim hayatınız, klinik deneyiminiz, yapabildikleriniz olsun. Almanya’da Jobcenter’lar bu hizmeti ücretsiz veriyor. Eğer herhangi bir nedenle Almanya’da iseniz(oturumunuz olması gerekmiyor) bu kurumlardan randevu alarak, kendinize güzel bir CV hazırlatabilirsiniz. Bir de kendinizi çok güzel anlattığınız “Anschreiben” denilen cover letter yani önyazınız olması gerekiyor. Almanya’da olmayanlar için de önerim profesyonel destek almak olur. Yani siz Türkçe güzel bir CV ve önyazı hazırlar, bunu da bir tercümana Almanca’ya çevirtirsiniz.

Yine bu süreçte hazır Türkiye’de iken diploma apostili, evrakların apostilleri, üniversiteden transkript ve curriculum alma gibi işlemleri halledin, bir kenarda dursun.

4) İş bulma:

Burası en önemli konu, şu an Almanya’ya Dünyanın hemen her yerinden doktor yağıyor. Bu nedenle herhangi bir iş başvurusuna ortalama 100 kişi başvuruyor.

Sizi öne çıkaracak faktörler:

1)Dil sertifikasını ekleme

2)Özenle hazırlanmış bir CV ve klinik şefinin ismine hitaben yazılmış önyazı

3)Almanya adresi ve telefonu gösterme(bunu yapamıyorsanız yapacak birşey yok tabii)

İş ilanlarını;

Praktischarzt ,

Aerztablatt

gibi sitelerden bulabildiğiniz gibi herhangi bir bölgedeki hastaneleri tarayıp hastanelerin kendi sitelerindeki iş ilanlarına bakarak da bulabilirsiniz.

Benim önerim eğer Almancanız çok akıcı değilse ve çok iyi bir deneyiminiz yoksa denklik süreciniz başlayana kadar bulduğunuz herhangi bir işi kabul etmeniz. Zaten denkliğinizi alana kadar asistanlık yaptığınız süre asistanlıktan sayılmıyor, bu nedenle kendi bölümünüz dışında da kolay iş bulabildiğiniz(Anestezi, Nöroloji, Psikiyatri) bir bölümde işe başlayabilirsiniz.

Yalnız burada şöyle bir durum var; İş bulur bulmaz başlayabileceğiniz sadece birkaç Bundesland var; bunlar Hamburg, Bremen, Schleswig-Holstein ve Hessen. Diğerlerinde çalışma izni alabilmeniz için önce FSP’yi geçmeniz gerekiyor. Bu süre de bazen uzun olabileceği için zaten bu yörelerde iş bulmanız da kolay olmuyor. Türkler için yukarıda saydığım bölgelerde denklik işlemleri daha sık olumlu sonuçlanıyor, bu nedenle denkliğinizi alana kadar bu bölgelerde iş aramak bir an önce çalışmak isteyenler için avantajlı.

İş bulma konusunda uzmanlar için handikap ise şu; Siz Almanya’da direk işe başladığınızda henüz doktorluğunuzu bile kabul ettirememiş durumda olduğunuzdan maalesef Türkiye’deki sıfatınızla yani uzman olarak işe başlayamıyorsunuz. Önce sıfırdan asistan olarak işe başlıyorsunuz, tıp denkliğinizi kabul ettirene kadar çalıştığınız süre de asistanlıktan sayılmıyor. Tıp denkliğinizi alıyor daha sonra uzmanlık için tekrar başvuruyorsunuz, bu bölüm çok uzun ve ayrıntılı, oraya girmek istemiyorum ama kısaca anlatmak gerekirse;

Türkiye’de uzmansanız sınavsız denklik almanız daha kolay ama tekrar asistanlığı göze almanız gerekiyor.

Türkiye’de pratisyen iseniz sınavsız denklik almanız zor ama iki kez asistanlık yapmanız gerekmiyor, hayatınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.

5)FSP Medizin Hazırlanma:

Yukarıda saydığım eyaletler dışında bir yerde iş bulduysanız öncelikle Almanca tıp dili sınavını geçmeniz gerekiyor. Bu sınavda sizin tıp bilginiz değil de bir hastayla Almanca konuşabilme ve durum değerlendirme yapabilme yeteneğiniz ölçülüyor. Örneğin bir hasta apandisit şikayetleri ile geliyor ve siz hastaya normalde yaptığınız gibi sorular sorarak anlamaya çalışıyor, tanıyı koymaya çalışıyorsunuz. Sınav sonu apandisit tanısı koyamadıysanız kalmıyorsunuz ama gerekli soruları sormada veya öntanınızı vs yazmada dil problemi çekti iseniz kalıyorsunuz.

6)Berufserlaubnis(Çalışma izni alma)

Bu izni aldıktan sonra Türkiye’de mavi karta başvuruyor ve Almanya’da oturum ve çalışma izni alıyorsunuz.

Bu izin için gerekli evraklar her Bundesland’ın tabipler odası sitesinde yayınlı, mail attığınızda ise size tam listeyi gönderiyorlar.

BE ile 2 yıl çalışma izni elde ediyorsunuz ve çalıştığınız süre asistanlıktan sayılmıyor. 2 yıl içerisinde denklik işlemlerini bir şekilde halletmeniz gerekiyor, yoksa maalesef çalışma izniniz uzatılamıyor ve Türkiye’ye geri dönmek durumunda kalıyorsunuz.

7)Denklik alma

Yukarıda 2 yolu olduğundan bahsetmiştim. Zaten çalışma iznine başvururken hangi yolu seçeceğiniz size soruluyor, ona göre evraklarınızı teslim ediyor, sınav yolunu seçti iseniz sınava hazırlanıyorsunuz.
Evrakların listesi eyaletlerin web sitelerinde yazıyor. Diplomalarınız, üniversiteden aldığınız transkript veya ayrıntılı transkript dediğimiz (cirruculum), savcılık belgesi vs gibi en önemli kalemi cirruculum olan belge. Eyalete göre İngilizce veya Almanca kabul edebiliyorlar, o aşamaya geldiğiniz zaman zaten bunları öğreniyorsunuz.

Aşamaları yazdık, güce ve motivasyona ihtiyacınız olduğu kadar bir miktar birikime de ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Çeviri ücretleri, sınav ücretleri, gidecek iseniz kurs ücretleri, başvurular sırasında gidiş geliş uçak, yeşil pasaportunuz yoksa vize, otel vs attığınız her adımda paraya ihtiyacınız olacağını göz önünde bulundurun.

Son olarak yolun sonunda ışık var mı, mutlu olur muyum sorularına cevaben de birkaç satır eklemeliyim diye düşündüm.

Bu cevaplar sizin kişiliğinize göre değişir; azimli bir insansanız, ilk takılmada ya da düşmede pes etmeyecekseniz Dünya’nın çok çeşitli ülkelerinden başarıp gelmiş bu insanlardan biri de siz olabilirsiniz. Mutlu olmanız ise maalesef tek bir faktöre bağlı değil.

Uzman olarak geliyor iseniz ortalama 30, pratisyen iseniz 25 yaş üstünde olacak ve hayatınız boyunca alıştığınız pek çok şeyden vazgeçmek durumunda kalacaksınız. Bununla birlikte diyelim uzman olarak geldiniz tekrar asistanlık yapmak sizi sıkacak, üzecek, belki geri dönmenize sebep olacak.

İş bulduğunuz yer küçük bir köy, kasaba olabilir, sıkılabilir, arkadaşsız kalabilirsiniz. Ehliyetiniz bir süre sonra geçerli olmayacak, sınavı verene kadar arabasız ya da ehliyetsiz kalabilirsiniz. Almanya’da ev bulmak büyük sıkıntı, istediğiniz gibi bir ev, hatta uzun süre hiç ev bulamayabilirsiniz.

Bununla beraber ailenizle beraber gelip çocuklarınızın alışma süresinde zorlanabilir, pişmanlıklar yaşayabilir, eşinizle kavga edebilir psikolojik olarak yıpratıcı bir süreç yaşayabilirsiniz.

Dediğim gibi mutluluk multifaktöryeldir. Şartlarınızı bilmediğim için süreçte ya da sonunda başınıza neler gelebileceğini ve sonunda mutlu olup olmayacağınızı bilemem. Buna karar verecek kişi sizsiniz ve bütün bunların üstesinden gelebilecek güce sahip olan da…


Kısıtlı vaktimden dolayı bundan sonra özel soruları muhtemelen cevaplayamayabileceğimi belirtir, bu yola çıkmış veya çıkmaya niyetli herkese güç ve başarı dilerim. Yine de sorularınızı buraya yorum olarak yazarsanız, vaktim olunca cevaplamaya çalışır, ben cevaplamazsam da bilen bir başkasından yardım alabilirsiniz.

Hepinize seçtiğiniz yolda mutluluklar ve başarılar….

Translate »